Yazanel Edebiyat
ANASAYFA FORUM FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

TÜRKÇESİ VARKEN

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

MASAL

Arzu METLİ

21.Aralık.2015, 23:13

Arzu METLİ

MASAL

     Bir varmış, bir yokmuş çok uzak diyarlarda bir ülke varmış. Bu ülkenin havası, suyu, taşı, toprağı, yüce dağları dillere destanmış. Eşsiz güzelliklere, çeşit çeşit nimetlere sahipmiş bu güzelim memleket. İnsanları da huzur içinde, mutluluktan yeterince nasiplenerek hayatlarına devam ederlermiş.

     Günlerden bir gün, bu memlekette bazı hastalıklar görülmeye başlanmış. Bu hastalıklardan en yaman olanı ve hızla yayılanı ise samimiyetsizlikmiş. İnsanlar, bu hastalığa yakalanmadan önce birbirlerini karşılıksız sevmesini bilirlermiş. Hesapsız, riyasız dostluklar kurarlarmış. Teklifsiz bir araya gelip saatlerce süren hoş sohbetlerde muhabbetler demleyip sevgiyi yudum yudum hissederlermiş.   

   Samimiyetsizlik mikrobu, ortaya çıkınca her şey değişmeye başlamış. Bu hastalığın ilk belirtisi, gözlerdeki soğuk bakışlarmış. Sevecen olmaya çalışan ama her nedense bir sıcaklık vermeyen donuk bakışlar… Tanıdık, tanımadık herkesin birbirine selam verdiği bu memlekette artık kimse birbirini aramaz, sormaz olmuş. Dostlar, yakınlar o kadar uzaklaşmışlar ki açılan mesafeler hiç kapanmayacak gibiymiş.   

   Halk, bu hastalıkla nasıl baş edebileceğini düşünedursun bu sefer de bencillik yayılıyormuş. ”Biz” diyebilen, başkalarını gözetenlerin sayısı gün geçtikçe azalıyormuş. Sadece kendini düşünenlere, kendisi için yaşayanlara her tarafta rastlanır olmuş. Küçük, basit çıkarlar için akla hayale gelmeyecek yolları  mubah gören bu insanlar, toplumda onulmaz yaralar açıyorlarmış. Günden güne çığ gibi büyüyen bu iki hastalığa en sonunda yalancılık da eklenmiş. Verilen sözlerin tutulmaması, eskiden ayıplanırken şimdi ise hile yapmak, tek ayaküstünde kırk yalan söylemek, marifet sayılıyormuş.

   Kibirlilik, durur mu hemen soluğu bu ülkede almış. Aciz bir varlık olduğunu unutan bazı kişiler, hemen bu hastalığa yakalanmışlar. Alçakgönüllü insanlarıyla bilinen memlekette insanlara tepeden bakanlar, büyüklük taslayanlar her alanda kendini gösteriyormuş. Yapmacık tavırlar, sözde bir saygınlık kabul görüyormuş.

   Tüm bu olumsuzluklar yaşanırken ülkenin bir köşesindeki sihirli bir gölün varlığı konuşuluyormuş. Bu sihirli gölden bir yudum içen kişinin hemen iyileştiği ve bu kötü hastalıklardan kurtulduğu kulaktan kulağa yayılmış. Sayıları gittikçe azalan iyi niyetli birkaç kişi, bu gölü bulmak için yollara düşmüşler. Az gitmişler, uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler ve en sonunda bu göle ulaşmışlar. Bu gölün suyu adalet, hoşgörü, fedakârlık, iyilik denen dört kaynaktan geliyormuş.

    Nice az toplulukların büyük işler başardıklarını, hatırlayan bu iyi niyetli kişiler bu gölden herkesin yararlanması için gece gündüz çalışmışlar. Kısa bir süre sonra gölün suyunu içmeyen kalmamış. Cennetten bir köşe olan bu memlekette her şey eski hâline yavaş yavaş dönüyormuş. Kâbus gibi geçen günlerin sonunda insanlar, eski neşelerine kavuşmuşlar. Sokaklardaki asık ve kaygılı yüzlerin yerini, umut dolu bakışlar; samimiyet yüklü tebessümler almış. O mutsuz ve çaresiz günleri tekrar yaşamamak için daha dikkatli olmaya karar vermişler. Başkalarını eleştirmektense özeleştiri yapmayı ilke edinmişler.

     O ülkenin insanları muratlarına ermişler mi bilinmez ancak gönüllere samimiyetin ve umudun tohumlarını yeniden ekmeye ant içmişler. Gökten üç elma düşmüş. Biri bu masalı okuyanlara, biri bu masalı başkalarına anlatanlara biri de vicdanının sesini duyabilenlere olsun.

                                                                                                                              Arzu METLİ

Bu haber 1081 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Bayram AKTAŞ Bayram AKTAŞ
İNSANIN KIYMETİ
Bekir ÜNVER Bekir ÜNVER
YİNE HAZAN, YİNE HÜZÜN
Halil MANUŞ Halil MANUŞ
“EYLÜL GELDİ SEN DE GEL” DEMİŞTİM Kİ…
Mustafa BATMAN Mustafa BATMAN
GÖZLERİ PERİ BİR DENİZ KIZI
Mahmut ÇAĞATAY Mahmut ÇAĞATAY
BİN OLURUZ
Gazi KARABULUT Gazi KARABULUT
ÖZLÜYORUM
Ozan ERBABİ Ozan ERBABİ
Öğretmene Nasihat
Mustafa METLİ Mustafa METLİ
YOKSUN
Mesut YAZANEL Mesut YAZANEL
BİRAZ DA ARABESK
Erhan EROĞLU Erhan EROĞLU
NİĞDE KALESİ AHMEDEK BÖLÜMÜ
ESAT HALAÇOĞLU ESAT HALAÇOĞLU
ANNEMİN ARDINDAN
İhsan UĞRAŞ İhsan UĞRAŞ
BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZDA
Arzu METLİ Arzu METLİ
MASAL
Aydın UZKAN Aydın UZKAN
LÂL CERİHALAR
Veli HAYTA Veli HAYTA
''NE OLURSAN OL GEL'' EĞİTİM ŞART
Bestami NAR Bestami NAR
BAHAR GELDİ Mİ ?
Mehmet KESKİN Mehmet KESKİN
YOK..
A. TEMİR A. TEMİR
Gerçek Kahramanlara Mektuplar
Aydın ORHAN Aydın ORHAN
öYLECE
Yunus KIZIL Yunus  KIZIL
GÜNEŞ NE ZAMAN DOĞACAK?
Özcan CANPOLAT Özcan CANPOLAT
MUHAYYELAT
Hilal ÇAPKINER Hilal ÇAPKINER
ÖTE...
İbrahim YILMAZ İbrahim YILMAZ
MUHALİF RÜZGAR
Ümit SİVRİKAYA Ümit SİVRİKAYA
FUTBOL TERÖRÜ
Bekir ÇINAR Bekir ÇINAR
DOĞRU KONUŞALIM DOĞRU YAZALIM
Birgül UZUN Birgül UZUN
UZAKLARDAKİ ZEYTİN AĞACI
Osman DEMİRTAŞ Osman DEMİRTAŞ
Bakıp da Göremediklerimiz

YAZAN-EL EDEBİYATA DAİR - Edebiyata ve Sanata Dair Ne Varsa Bu sitedeki eserler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır.
RSS | Yazar İçin | Yazarlık

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi