VEDA- Ufuk KÖYLÜ


Açıklama: Doğruldum kalktım umrumda olmayan o hava artık umrumdaydı sırılsıklam olmadan ahmak ıslatandan kaçmam lazımdı.
Kategori: Hikayeye Dair
Eklenme Tarihi: 02.Temmuz.2017
Geçerli Tarih: 21.Ocak.2018, 01:45
Site: Yazanel Edebiyat
URL: http://www.yazanel.com/haber_detay.asp?haberID=1168




VEDA


Bahardan kalma bir gün müydü bilmem ama bildiğim şey havanın benim için önemli olmadığı günlerden biriydi. Evde hava bitmiş olacak ki onu almak için dışarı çıkmıştım. Biraz yürüdükten sonra kalabalığı sevmediğimden sakin bir parktaki  yorgun bir banka oturdum. Olan biteni daha doğrusu olup bitmeyeni seyre daldım. Kuşlar ve onların açlığından ekmek parası kazanan yaşlı bir teyze…

Güvercinler…  Nasılda bekleşiyorlar öyle sevgiliyi bekler gibi. Ne zaman geleceği belli olmayan ama her an gelecek gibi. Bunu hissetmiş olacak ki o sevgili çok gecikmeden gelmişti. Belki bir merhaba belki de veda için… Elinde çok güzel aslanbaş işlemeli bir baston, başında fötr şapka, omuzlarında kocaman dünya yükü... Adımlarını atışında sanki yüzyıllar geçiyordu bu yaşlı adamın. Kim bilir bu hale gelene kadar neler yaşadığını. Parkın girişinde biraz durduktan sonra yem satan teyzeye doğru yöneldi. Adımların yavaşlığından bunun sevgiliye bir merhaba değil veda olduğu belliydi. O parayı verişindeki ahval ve mahcubiyet bile ne kadar beyefendi biri olduğunu gösteriyordu belki de ben öyle görmek istemiştim. Bastonunu yanındaki banka yasladı ve aldığı yemleri sevgiliye gülücük dağıtırcasına saçıyordu gözlerinde kendini görmek istercesine. O koca, yorgun ellerindeki yem bitmişti ama bir güvercin bile inmemişti. Bu benim olaya kendimi vermemin sebebiydi işte. Yem satıcısının da ilk defa böyle bir şey ile karşılaşmış olduğunu ayağa kalkıp kuşları çağırırcasına yaptığı el hareketlerinden ve telaşlı yüz ifadesinden anlamıştım. O an adamın yüzündeki acı ifadeyi görmemek için bakamamıştım yüzüne. Yem satan teyze bu vedalaşmayı sağlamak için yaşamıştı sanki bu güne kadar. Bir yem daha uzattı yolculuğu son durağa yaklaşmış adama. Adam elini cebine sokarken satıcı teyzenin dediklerinden olsa gerek elini çekti. Birkaç dakikadır izlediğim aldığı şeyin karşılığını vermeden rahat edemeyecek teyze bu adama ne demişti de elini çekmişti acaba. Yaşlı adam bir kez daha denedi yemleri sevgiliye iltifat edercesine saçtı güvercinlerin görebileceği yerlere. Gene inmediler bu vedaya. O an hayattan tek istediğim bir güvercin olup yaşlı adamın yüzündeki belki de son ifadeleri görebilmekti. Veda aracısı ile yaşlı adam birkaç saniye bakıştıktan sonra konuşmaya başladılar. Belki adamdan onlar adına ufak bir çocuğun annesi gibi hiçte böyle yapmazdı dercesine özür diledi belki de benim umrumda olmayan havalardan bahsetmişlerdi. Yaşlı adam usulca eğildi ve bastonunu, en doğru dostunu, aldı koyduğu yerden. Elinde dostu, kafasında rüzgar, sırtında yükü, gözlerinde bulutlar elveda der gibi boş elini havaya kaldırıp yavaş hareketlerle son durağa doğru yola koyuldu. İnsanın umudunu hiçbir zaman kaybedemeyeceğini gösterircesine az uzaklaşıp arkasına yani parka doğru baktı bir umut. Bir daha bakmayacağını düşündüm bi an. Anlaşılan kuşlar veda etmek istememişlerdi. Bir daha baktı hava karadı. Yüzünü seçemeyeceğim kadar uzaklaşmıştı ki rüzgar fötr şapkasını uçurdu Allahtan yanına düştü eğildi almak için ve öyle bakmasına kalmadan önce alalı bir güvercin indi yere sonra biri daha biri daha… İstemeden de olsa veda etmişti sevgili.  Yaşlı adam doğrulup tamamen parka döndü. Yüzündeki duyguyu göremesem de içindekini hissedebilmiştim belki de gene öyle olmasını istedim. Kafasını havaya kaldırdığını gördüğüm anda bir şey damladı üstüme. Talih kuşu mu yoksa? Yok yok bu yağmur damlasıydı. Her zaman ilk bana damlardı çok sevdiğimden olsa gerek.

Doğruldum kalktım umrumda olmayan o hava artık umrumdaydı sırılsıklam olmadan ahmak ıslatandan kaçmam lazımdı . Yaşlı adamın olduğu yere baktım o yavaş adımları yağmur ve uzaktan da olsa vedanın huzrundan olsa gerek hızlanmış ve  gitmişti sona doğru. Benim de aklımda bu veda ve umutsuzluğun içinde umutlu yağmura karışma vaktim gelmişti sanırım…


Ufuk KÖYLÜ

Yazar Hakkında

1990 yılının 2 Mayıs'ında İstanbul/Kadıköy’de dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimimi İstanbul’da tamamladı. Üniversite eğitimini memleketi  Konya’daki Selçuk Üniversitesi’nde aldı. 2008 yılında girdiği Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü 2012 yılında bitirdi. Aynı yıl formasyon eğitimi de aldı. 2012 yılından beri severek bir sorumluluk olarak gördüğü öğretmenlik mesleğini yapmaktadır . 2010 yılından beri bir blogda şiir,hikaye ve deneme yazmaya devam etmekteyim.