OKUMAMAK HASTALIĞI- Prof.Dr. Mustafa TALAS


Açıklama: Bir toplumsal hastalıktan bahsetmek istiyorum. Türkiye’de yaşayan insanlarda var olduğunu bildiğimiz bir toplumsal hastalıktan bahsetmek istiyorum.
Kategori: Eğitime Dair
Eklenme Tarihi: 07.Mart.2017
Geçerli Tarih: 21.Ocak.2018, 01:47
Site: Yazanel Edebiyat
URL: http://www.yazanel.com/haber_detay.asp?haberID=1146


Bu hastalık, insanların çalışmaya uyum sağlamasının önündeki en büyük engel gibi görünmektedir. Bunun yanı sıra, insanların bilinçli hale gelmesinin, toplumsal duyarlılıklarının, girişimciliklerinin, becerikliliklerinin de önünde engel olan bu hastalığa “okumamak hastalığı” diyebiliriz.

İnsanlarımızın çok önemli bir kısmının uzun olan metinleri okumaktan kaçınmasının da temelinde bu sosyal hastalığın olduğunu düşünenlerdenim.

Okumak, konuşabilmek adına bir beslenme kaynağı gibi işlev gören meziyetlerdendir. Okumayı seven insanlara bakıldığında, bu tür insanların bazı özellikleri dikkat çekici vaziyette olur. Konuşmaları, diksiyonları, jestleri, mimikleri, tavır ve edalarının olumlu anlamda değişime uğradığını görebilmek mümkündür.

Okumak insanı aydınlatır, geliştirir, duyarlı yapar, meseleleri iyi öğrenmeyi temin eder. Bundan ötürü çok önemli bir özelliktir.

Dünyanın gelişmiş toplumlarına bakıldığında, o toplumlara mensup insanlar, okumaya çok önem verirler ve okurlar. Trende, metroda, duraklarda, istasyonlarda, kamusal alanlarda, evlerinde; kısacası mümkün olan her yerde ve her yaştan insanı kitap okurken görürsünüz. Beni en çok etkileyen şey ise, ortaokul lise çağlarındaki gençlerin bu bahsedilen ortamlarda sürekli kitap okumaları olmuştu.

Bir de bizim insanımıza bakalım: Her yaştan insanın kitap okuyabilmesi, neredeyse imkânsızdır. Üniversite ve lise hatta ortaokul öğrencilerinin elinde kitap yerine telefon, tablet ve cep bilgisayarı görebilmek mümkün olmakta. Bu elektronik aygıtlar da çoğunlukla ders ve öğrenme maksatlı değil de çoğunlukla sanal alemde var olan sohbetlerle kendini göstermektedir.

Bırakalım çocuk, genç ve yaşlıları, görevi öğrenmek ve öğretmek olan insanlarımızın okuma faaliyetleri ile işleri pek olmamaktadır. Gıdası okumak olan akademik dünya mensuplarının bile, epey bir kısmının okumakla pek fazla işleri yoktur dersek, abartmış olmayız.

Bunlar, aslında, alarm vaziyetleridir. Çok hoş olmayan bir tablonun önümüzde durduğu bir realitedir. Neden keşif ve icatlarla yani buluşlarla fazla ilgimizin olmadığı, insanlarımızın neden şiddete yatkın olduğu, karşımızdakileri severken öldüresiye sevmemiz, trenlere neden inenleri sıkıştıracak ve onları beklemeyecek şekilde bindiğimiz, araçlara sıkışmış insanları neden çıkarmaya çalışırken sakat bıraktığımız, önümüze çıkan her insanın hayatına neden müdahale etme gereği duyduğumuz, bize dünyasını açmamış komşumuzun evinin iç işlerini neden merak ettiğimiz, engelli asansörlerini engellileri itecek şekilde neden kullandığımız, engelli park yerlerini hangi gerekçelerle doldurduğumuz vs. gibi özelliklerimizin tamamı okumayı sevmememizin garip sonuçlarıdır.

Sayılarını rahatlıkla arttıracağımız tüm bu hususiyetler bizim için sıradanlaşmış kültürel yapı özelliklerimizdir.

Birkaç önemli meziyet de facebook, tweeter gibi elektronik etkileşim ortamlarındaki dikkat çeken bize özgü yapımızdan bahsedecek olursak, şunları söyleyebiliriz: Uzun yazılı paylaşımları okumadan beğenmek, her paylaşımı kendimizle özdeşleştirmek, bu ortamlarda çok dürüst takılmak, yediklerimiz ve içtiklerimizi bunu elde edemeyeceklerin gözüne sokar gibi bu platformlarda paylaşmak, aile meselelerine de buradan çözüm aramak, çöpçatanlık yapmak, çeşitli eylemler organize etmeye çalışmak, eski arkadaşlarımızı aramak ve bulmak vs. gibi alışkanlıklar oluşturmak.

Dünyanın başka yerlerinde de belki sanal alem böyle kullanıyordur. Ancak bizdeki kadar ilginç olabileceğini düşünmüyorum. En azından gelişmiş toplumlarda böyle olması beklenemez diye düşünüyorum.

Sonuçta okumak eylemi yerine yukarıdaki eylemler daha cazip gelmektedir. Özellikle, yeni yetişen nesillerin kitap okumak konusunda teşvik edilmesi, okuma becerisi kazandırma konusunda yöntemler aranması, okumanın sevdirilmesi, yaygınlaştırılması çok büyük önem taşımaktadır.

Dünyanın farkında olmak, nasıl işlediğini anlayabilmek, kendini rekabet koşullarına uyarlamak için aydınlanmak, aydınlanmak için de okumak gerekmektedir.

Beni bizim toplumumuzda olumsuz anlamda en çok etkileyen şey ise; öğretmen olmak için okuyan öğrencilerime “en son ne zaman kitap okudun” sorusunu sorduğumda, bir yıl, iki yıl önce diye cevap vermeleridir.

Bu durum, özellikle, okuduğunu anlamayan bir neslin yetişmesinin ana gerekçesi olarak öne çıkmaktadır. Sadece teste yatkın, hazıra konmayı amaçlayan bir nesil ile karşı karşıya kalıyoruz.

Çözüm, eğitimin analitik zekâyı geliştirecek ve esas olanın kavrama ve öğrenme odaklı olmasındadır. Eğitimin alarm vaziyetinde olduğunu ve müdahale beklediğini son söz olarak söylemeliyim.


Prof.Dr.Mustafa TALAS, yazdı.


Hocadan izin alınarak

http://flashabermalatya.com/inx/haber-42674-Bir_toplumsal_hastal%C4%B1ktan_bahsetmek_istiyorum.html

Kaynağından alınmıştır.