5 ÖNEMLİ DERS


Açıklama: "Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.."
Kategori: Alıntıya Dair
Eklenme Tarihi: 05.Şubat.2017
Geçerli Tarih: 20.Ocak.2018, 10:01
Site: Yazanel Edebiyat
URL: http://www.yazanel.com/haber_detay.asp?haberID=1137


5 ÖNEMLİ DERS

 

Birinci ve de en önemli ders.

Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi: "Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir?" Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen her gün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50'lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki! Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı  teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu." Tabii dahil" dedi, hocamız" İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba'  demeniz gerekse bile" Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. O hademenin adı da.. Doroty  idi.

 

İkinci önemli ders.. Yağmurda otostop!..

Bir gece, vakit gece yarısına doğru Alama otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. Gecen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'lı yıllarda bir beyazın bir zenciye hem de Alabama'da yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi;

Verdim. Bir hafta sonra kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda.. "Geçen gece  otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece  elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi  yitirmek üzereydim, siz çıkageldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın!..

En iyi dileklerimle, Bayan Nat King Cole."

 

Üçüncü önemli ders.. Size hizmet edenleri hep hatırlayın..

Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk  pastahaneye girdi. Garson kız hemen koştu.. Çocuk sordu: "Çikolatalı  pasta kaç para?" "50 cent!.." Çocuk cebinden çıkardığı bozukları  saydı. Bir daha sordu: "Peki dondurma ne kadar.." "35 cent" dedi  garson kız sabırsızlıkla.. Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit  geçirebilirdi ki.. Çocuk parasını bir daha saydı ve "Bir dondurma  alabilir miyim lütfen" dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın  kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi.  Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden. Masayı sanki akan yaşlar temizleyecekti. Bos dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 cent duruyordu..

 

Dördüncü önemli ders.. Yolumuzdaki engeller..

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacaktı?. Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları,  saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi  kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek  sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz  tutamıyordu. Sonunda bir koylu çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya  sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı   ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına  almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü.

Açtı.. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde.. "Bu  altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral. Köylü,  bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı. "Her  engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.."

 

Beşinci önemli ders.. Önemli olan vermektir..

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek  yasam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük  oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o  hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu  beş yasındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini  sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve  "Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi. Kan nakli ilerlerken,  ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın  yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü

de giderek soluyordu.. Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle  doktora sordu: "Hemen mi öleceğim?.." Küçük doktoru yanlış anlamış,  ablasına vücudundaki bütün kani verip, öleceğini sanmıştı.

 

(Ç) Alıntıdır.