Yazanel Edebiyat
ANASAYFA FORUM FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

TÜRKÇESİ VARKEN

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

TÜRKLERDE YAS VE ÖLÜM

TÜRKLERDE YAS VE ÖLÜM

Tarih 09.Şubat.2013, 20:45 Editör editör

Türklerin kendilerine özgü yas adetleri olduğu gibi yine kendilerine özgü ölü gömme(defin) törenleri de vardı.


TÜRKLERDE YAS VE ÖLÜ GÖMME ADETLERİ



Türkler,insanın sadece bedenden ibaret olmadığına her bedenin içinde görünmeyen varlık olarak birer ruhun bulunduğuna inanıyorlardı.Daha da önemlisi Türkler,pek erken çağlarda ruhların ölümsüz olduğu inancına da ulaşmış bulunuyorlardı.Eski Türkler de can ve ruh kavramları ”tin”(nefes) kelimesi ile ifade edilmekteydi.Ölüm durumu ise,ruhun(tin) bedeni kesin olarak terk etmesi şeklinde görülmekteydi.Türklerde,sadece insanlarda değil hayvanlarda da ve hatta canlı-cansız varlıklarda da ruhun bulunduğu inancı hakimdi.Bundan dolayı ruh için çeşitli kavramlar kullanılmaktaydı.Mesela ruha süne denilmekteydi.Bir de , bazı canlı-cansız varlıkların yapısında olduğuna inanılan kut vardı.Kut’un özelliği tin ve süne kavramlarından tamamen farklı idi.Zira kut her varlıkta olmadığı gibi içine girdiği varlığı tamamen kutsal hale getirmekteydi.Öte yandan Altay Türklerinde insanda tuhtan başka yula adı verilen bir eşin bulunduğuna inanılmakta ve bu eşin de uykuda ve rüyada bedeni terk ederek çeşitli yerlerde dolaştığı düşünülmekteydi.Altay Türkler’i bu ruha üzüt,Yakut Türkler’i üör , Kazan Türkler’i de ürek adını vermekteydi.Eski Türk topluluklarında ruhun insan bedeninde vücut bulmadan önce kuş şeklinde yaşadığı ve gökte ikamet ettiği tasavvur edilmekteydi.Bundan dolayı,ölüm hali bazen ‘uçtu’kelimesi ile ifade edilmekteydi.Eski Türk inancına ruhlar iyi ve kötü ruhlar şeklinde iki kısıma ayrılmaktadır.Bunlardan iyi ruhlar cennete(uçmağ) kötü ruhlarda cehenneme ( tamuğ ) gitmekteydi.Türkler ölüm olayını sakin bir şekilde karşılamıyorlardı.Onlar ölüm karşısında duydukları acıyı genellikle paralanırcasına bir çırpınışla açığa vurmaktaydılar.Ölüm halinde birden şivan (feryat,çığlık) kopmakta,bağıra çağıra ağlanmakta,saçlar ve kulakla yolunmakta,yüzler bıçakla çizilmekte ve elbiseler yırtılmaktaydı.Hatta saç örgüleri kesilmekte ve cesetle birlikte mezara konmaktaydı. Sevgili Bilge Kağan Türk Tarihi ve Araştırma Merkezi okurları mesela ; Hun Türklerine ait Noinula kurganlarında ipek örtülere sarılmış bir halde 17 adet saç örgüsü bulunmuştur.Geride kalan eşlerin saç örgülerini yarıdan keserek mezara koyma geleneği Sagay Türklerinde de vardır.Kırgız Türklerinde ise bu geleneğe sadece ölenin eşleri değil kızları da uymaktaydı.Saç kesme geleneğinin bir benzeri de Anadolu Türklerinde görülmektedir.Mesela Aydınoğulları ’ ndan Umur Bey hem babasının hem de kardeşinin ölümü üzerine saçlarını kesmiştir.



Türklerdeki eski yas ve adetlerinden biri de ölenin bindiği atın kuyruğunun kesilmesi idi.Hun Türklerine ait Pazırık urganlarında bulunan at cesetlerinin kuyruklarının kesik ve yelelerinin örülü olması,bu adetin çok eskilere dayandığını göstermektedir.At kuyruğu kesme adeti sadece Hun Türklerinde değil Oğuz,Karluk ve Kazak Türklerinde de uygulanmaktadır.Ayrıca ölünün çadırına bayrak asmak ve siyah elbiseler giymek de birer yas alametiydi. Aynı şekilde Kırgız ve Kazak Türklerinde de yas esnasında ağıt söylenirken yere ters oturulmaktaydı.Diğer taraftan aynı adete Anadolu Türklerinde de rastlanmıştır.Mesela,Candaroğulları’ndan Süleyman Paşanın eşi ölünce cenaze töreni tamamen Eski Türk adetlerine göre yapılmıştır.Bu törende Süleyman Paşanın oğlu İbrahim Bey annesinin cenazesini başı açık ve yaya olarak takip etmiştir.Beyler ve saray görevlileri ise hem başlarını açmışlar hem de kaftanlarını ters giymişlerdir.Kadı,hatip ve hoca efendiler de elbiselerini ters giymişlerdir fakat başlarını açmamışlar sadece başlarına sarık yerine siyah yünden yapılma çevre dolamakla yetinmişlerdir.
Elbiseleri ve başlıkları ters giymek,eyerleri ters çevirmek,atlara ters binmek,yere ters oturmak ve hatta ölünün şahsi eşyalarını mezara ters koymak gibi adetlerin bir tek anlamı vardır.O da şudur ; Eski Türk inancına göre öteki dünya bu dünyanın tersi durumundadır.Öyleyse eşyalarda öteki dünya istikametine çevrilmelidir.

Türklerin kendilerine özgü yas adetleri olduğu gibi yine kendilerine özgü ölü gömme(defin) törenleri de vardı.Türklerde ölüm olayından sonra hemen ceset yıkanıp temizlenmekte ve eşük adı ile anılan bir kefene sarılmaktaydı.Eğer ölen hanedandan veya beylerden ise iç organları alınarak mumyalanmaktaydı.Kefenlenmiş veya mumyalanmış ceset kişinin kendi çadırına konmaktaydı.Bundan sonra ölünün yakınları çadırın önünde toplanmakta at ve koyun kesilmekteydi.Ayrıca çadırın etrafında at üzerinde yedi defa dönülmekte ve bu arada yüzler bıçakla çizilerek kanlı yaşlar akıtılmaktaydı.Hun kurganlarından çıkarılan cesetler hep mumyalanmış vaziyetteydi.Mumyalanmış ceset ahşap bir sandukaya konmakta,yüzü de doğuya çevrilmekteydi.Hanedan üyeleri için yapılan kurganlar genellikle iki odalı olmaktaydı.Şahsi eşyalar arasında elbise,halı,mücevher,kılıç,kımız,koşum takımı,ipekli kumaş,kartal pençesi ve geyik dişleri gibi maddeler yer almaktaydı.Kurgan odalarının duvarları ve tavanı tomruklarla kaplanarak bitirilmekteydi.Kurganın üzeri de toprak yığılmak suretiyle küçük bir tümsek haline getirilirdi.Tümseğin etrafı ise bir daire gibi taşlarla çevrilmekteydi.

Daha önce çadırın çevresinde yapılan törenin bir benzeri kurganın etrafında bir kere daha tekrarlanmaktaydı.Ayrıca ölen kişinin kurban edilen atlarının derileri veya kafaları birer sırığa geçirilerek kurganın üzerine dikilmekteydi.Bunlar ölen kişinin cennete (uçmağ) giderken bineceği hayvanlardı.Eğer ölen kahraman bir kişi ise kurganın etrafına sağlığında öldürdüğü düşman sayısı kadar ‘balbal’ dikilirdi.Eski Türk inanışına göre bunlar ölünün uşaklarıdır.Cennette ona hizmet edeceklerdir.

Kurgan etrafında yapılan törenden sonra topluca ölen kişinin çadırına dönülmekteydi.Burada ölen kişinin hayvanlarından bir miktarı kesilerek yemek verilmekteydi.Bu yemeğe ‘yoğ basan’, ‘yoğ aşı’ veya sadece ‘yoğ’ (yani ölü aşı ) adı verilmekteydi.

 


(Alıntı) Bilge Kağan Türk Tarihi Araştırma Merkezi Çalışmasıdır.

Bu haber 51 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Alıntıya Dair

5 ÖNEMLİ DERS

5 ÖNEMLİ DERS "Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.."

Bitişik Eğik Yazıya Başlarken Yapılan Pedagojik Yanlışlar

Bitişik Eğik Yazıya Başlarken Yapılan Pedagojik Yanlışlar Okuma zihinsel, yazma ise fiziksel bir olaydır. Okulda gerçekleşen okur-yazarlık etkinlikleri sayesinde çocuk toplu...
Bayram AKTAŞ Bayram AKTAŞ
KENDİNE İYİ BAK
Arzu METLİ Arzu METLİ
İNSAN ÇEKER
Halil MANUŞ Halil MANUŞ
EĞİTMEK Mİ ÖĞRETMEK Mİ?
Ozan ERBABİ Ozan ERBABİ
MUSTAFA KEMAL’İM
Bekir ÜNVER Bekir ÜNVER
YİNE HAZAN, YİNE HÜZÜN
Mustafa BATMAN Mustafa BATMAN
GÖZLERİ PERİ BİR DENİZ KIZI
Mahmut ÇAĞATAY Mahmut ÇAĞATAY
BİN OLURUZ
Gazi KARABULUT Gazi KARABULUT
ÖZLÜYORUM
Mustafa METLİ Mustafa METLİ
YOKSUN
Mesut YAZANEL Mesut YAZANEL
BİRAZ DA ARABESK
Erhan EROĞLU Erhan EROĞLU
NİĞDE KALESİ AHMEDEK BÖLÜMÜ
ESAT HALAÇOĞLU ESAT HALAÇOĞLU
ANNEMİN ARDINDAN
İhsan UĞRAŞ İhsan UĞRAŞ
BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZDA
Aydın UZKAN Aydın UZKAN
LÂL CERİHALAR
Veli HAYTA Veli HAYTA
''NE OLURSAN OL GEL'' EĞİTİM ŞART
Bestami NAR Bestami NAR
BAHAR GELDİ Mİ ?
Mehmet KESKİN Mehmet KESKİN
YOK..
A. TEMİR A. TEMİR
Gerçek Kahramanlara Mektuplar
Aydın ORHAN Aydın ORHAN
öYLECE
Yunus KIZIL Yunus  KIZIL
GÜNEŞ NE ZAMAN DOĞACAK?
Özcan CANPOLAT Özcan CANPOLAT
MUHAYYELAT
Hilal ÇAPKINER Hilal ÇAPKINER
ÖTE...
İbrahim YILMAZ İbrahim YILMAZ
MUHALİF RÜZGAR
Ümit SİVRİKAYA Ümit SİVRİKAYA
FUTBOL TERÖRÜ
Bekir ÇINAR Bekir ÇINAR
DOĞRU KONUŞALIM DOĞRU YAZALIM
Birgül UZUN Birgül UZUN
UZAKLARDAKİ ZEYTİN AĞACI
Osman DEMİRTAŞ Osman DEMİRTAŞ
Bakıp da Göremediklerimiz

YAZAN-EL EDEBİYATA DAİR - Edebiyata ve Sanata Dair Ne Varsa Bu sitedeki eserler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır.
RSS | Yazar İçin | Yazarlık

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi