Yazanel Edebiyat
ANASAYFA FORUM FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

TÜRKÇESİ VARKEN

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ACI BİR ÖYKÜ-Aytuğ Nur KARABULUT

ACI BİR ÖYKÜ-Aytuğ Nur KARABULUT

Tarih 30.Ocak.2013, 17:12 Editör GENÇ ŞAİR

Bir gece rüyasında kucağında bir bebeği zengin bir kadın almaya çalışıyormuş. O anda bebeğin boynuna bir kolye takmış. Ve yatağından sıçrayarak uyanmış.

ACI BİR ÖYKÜ

         Bir zamanlar dul bir kadın varmış. Bu dul kadın, kocasını kaybettikten sonra kızı  Ayyıldız ile yaşamaya başlamış. Kızı Ayyıldız büyüdükçe atlarla ilgilenmeye başlamış. Onların dilinden çok iyi anlarmış. Bunlar tarlada çalışarak geçimlerini sağlamaya çalışıyorlarmış. Ama çok fakirlermiş. Ayyıldız’ın annesi bazı geceleri içinde bir acı varmış gibi ağlıyormuş.

         Bir gece rüyasında kucağında bir bebeği zengin bir kadın almaya çalışıyormuş. O anda bebeğin boynuna bir kolye takmış. Ve yatağından sıçrayarak uyanmış.

 Bir başka yerde ise oldukça zengin bir kadın yaşarmış. Onun Ayten adında bir kızı varmış. Bu kız doğduğunda çok güzel bir bebekmiş. Ama annesi, Ayten büyüdükçe onu bencilleştirmiş. Bu zengin kadının çiftliğinde çok güzel atları varmış. Ama bu atlardan biri oldukça huysuzmuş. Kimseyi yanına yaklaştırmıyormuş.

Diğer tarafta ise dul kadın ve kızı geçim sıkıntısı çekiyormuş

         Dul kadına, kızı Ayyıldız şöyle demiş:

-         Anneciğim, bu böyle olmaz. Ben şehre gitmek istiyorum.

Annesi:

-         Olmaz kızım. Burada birlikte yaşayalım, dedi.

      Ancak Ayyıldız kararlıydı. Bunun üzerine   annesi çok dikkatli olmasını söyleyerek kızının isteğini kabul etti.

Ayyıldız babalarından kalan iki atın birini satarak parasını annesine verdi. Diğer atına atlayarak şehrin yolunu tuttu.

Biraz yol aldıktan sonra önüne bir kadın çıktı.  Ayyıldız kadınla selamlaştı:

Daha sonra da durumunu anlatmaya başladı:

-         Teyzeciğim, ben şehre gidiyorum. Çalışmam gerekiyor.

Yaşlı kadın şöyle cevap verdi:

-         Ben de şehre gidiyorum. İstersen beraber gidebiliriz. Şehirde ben sana yardımcı olurum.

Birlikte yola çıktılar. Yol boyunca sohbet ettiler. Ayyıldız yaşadıkları sıkıntıları anlattı.

Bir ara yorulduklarını hissedince bir su kenarındaki ağacın altında mola verdiler.

Nihayet şehre vardılar.

Ayyıldız, yanındaki kadınla birlikte bir lokantada yemek yediler. Yemekten sonra kadın ona şöyle dedi:

-         Ben bu şehirde büyüdüm. Buraları iyi bilirim. Zengin bir kadın ile onun çok huysuz bir atı var. Sen de gördüğüm kadarı ile atlardan iyi anlıyorsun. İstersen onların çiftliğinde seyis olarak çalışabilirsin. Bu işten çok para kazanırsın.

Ayyıldız bu habere çok sevindi ve hemen çiftliğe gitmek istediğini söyledi.

Yaşlı kadın, öyleyse seni hemen çiftliğe götüreyim, dedi ve yola koyuldular.

Çiftliğe vardıklarında Ayyıldız şaşkınlıktan küçük dilini yutacak gibi oldu. Hayatında hiç bu kadar büyük ve güzel bir çiftlik görmemişti.

Çiftliğin girişinde kahyaya geliş sebebini anlattı.

Kahya bu isteğinizi hanımımla görüşmeniz gerekir diyerek onları çiftlikten içeri aldı.

Zengin kadın yaşlı kadın ve Ayyıldız’ı küçümseyen tavırlarla süzdükten sonra konuşmaya başladılar.

-         Siz mi seyislik yapacaksınız?

Ayyıldız:

-         Evet, ben atlardan çok iyi anlarım. Seyislik yapabilirim.

-         Ben çok titiz bir hanımım. Eğer bir yanlış yaparsan seni kovarım. Üstelik atlarımdan bir tanesi çok huysuzdur. Ama o atımı da çok severim. Onun için çok seyisi işten kovdum. Eğer onu yola getiremezsen seni de kovarım.

-         Merak etmeyim efendim. Ben bu işte çok iyiyim.

-         O zaman göster marifetini.

Yaşlı kadın Ayyıldız’ı çiftlikte bırakarak evine döndü.

Ayyıldız, hanımı ile birlikte atların bulunduğu yere geçti.

Ayyıldız atların nasıl uysallaştığını iyi biliyordu. Hanımına dönerek şöyle dedi:

-         Siz hiç merak etmeyin. Ben bu atınızı da yola getiririm.

Hanım aylacı bir sesle seslendi:

-         Göreceğiz bakalım.

Ayyıldız’ı orada bırakarak eve döndü.

Ayyıldız kısa sürede atı uysallaştırdı ve onunla dost oldu. Çünkü ona çok içten davranmış ve sanki at da onun bu niyetini anlamış gibiydi.

Bu sırada kendisinden iki yaş büyük olan evin kızı Ayten ile tanışmıştı. İlk başta pek anlaşamasalar da sonra birbirlerini çeken bir duygu onları çok iyi arkadaş etti. Sanki iki kardeş gibiydiler.

Bu durum evin hanımının dikkatini çekmeye başlamıştı. Bu durumdan rahatsız oluyordu.

Ayten’i, Ayyıldız’dan uzaklaştırmak istiyordu. Ayten’e bu kızın iyi biri olmadığını söyledi ve Ayyıldız’ı kötüledi.

Ayten annesini üzmemek için onun gördüğü yerlerde Ayyıldız’a kötü davranmaya başladı. Ayyıldız bu duruma çok üzülüyordu.

Bir gün annesinin kendilerini takip ettiği bir anda Ayyıldız’a hakaret etti:

-         Sen bir köylüsün ve fakirsin.

Ayyıldız duyduklarına inanamadı ve ağlayarak cevap verdi:    

-         Sen benimle bir gün bizim köyümüze gel de anne kız nasıl olurmuş, gör. Dedi.

Ayten onu çok üzdüğünü anladı ve söylediklerinden pişman oldu.

Bir zaman sonra Ayyıldız’ın gönlünü almak için şöyle dedi:

-         Seninle hem köyünüze gelmek hem de annenle tanışmak istiyorum.

Ayyıldız duyduklarına inanamamıştı. Bu habere çok sevindi. Ama çiftliğin hanımından nasıl izin alacaklardı?

Ayten birkaç günlüğüne gideriz. Sonra geri döneriz, deyince gizlice yola çıktılar.

Köye yaklaştıklarında Ayyıldız çok heyecanlanmıştı. Çünkü bir yıldır annesini görmüyordu. Ayten ise hiç köy görmediği için etrafına şaşkın şaşkın bakıyordu.

Nihayet eve geldiklerinde Ayyıldız’ın annesi önce kızına sarıldı. Daha sonra ise dikkatle Ayten’e baktı. Sanki onu yıllardır tanıyor gibiydi. Tıpkı kızına sarıldığı gibi ona da sarıldı.

 

Bu arada çiftliğin hanımı Ayten’in Ayyıldız ile kaçtığını fark etti ve deliye döndü.

Hemen hazırlanıp Ayyıldız’ın köyüne gitti.

Köye vardığında şaşkınlık içindeydi. Çünkü bu köy yıllar önce bir dul kadının çaresizliğinden faydalanarak alıp götürdüğü kızın köyüydü.

Hayaller gözünün önünde uçuştu. Kendi kendine yaptığının yanlış olduğunu düşündü. Göz yaşlarını tutamıyordu. Yıllarca bir kadının zor durumundan faydalanarak kızından ayırmış ve ona hiç haber bile vermemişti.

Tedirginlikle o dul kadının evine doğru giderken Ayten’i orada göreceğinden emindi.

Eve yaklaştığında her şeyi daha iyi hatırladı. Evet evet. Bu, o evdi. Ayten’i aldığı dul kadının evi.

Heyecanla kapıya vurdu. Kapıyı Ayyıldız’ın annesi açtı. Bir müddet birbirlerine bakındılar. İkisi de birbirini hatırlamıştı. Bu sırada Ayten ve Ayyıldız da kapının önüne gelmişti. İkisi de kafasını önüne eğdi. Ancak çiftliğin hanımı onlara hiçbir şey demedi. Sadece dul kadına bakarak, “İçeri geçebilir miyim?” diyebildi.

Dördü birlikte içeri girdiler. Ve çiftliğin hanımı herkesin yanında geçmişteki o acı olayı anlattı. Ayten duyduklarına inanamaıyordu. Hışkırıklarla ağlamaya başladı. Yani, dedi “Benim gerçek annem siz değil misiniz?”

Herkes ağlıyordu. Bu kez Ayyıldız’ın annesi Ayten’e dönerek şöyle dedi:

-         Senin boynunda bir kolye olması gerekiyor.

Ayten hiç çıkarmadığı kolyeyi çıkardı:

-         Bu mu?

Evet, kolye oydu. Kolyenin kapağını açtıklarında içinden küçük bir not çıktı. Notta şu yazıyordu:

Kızım ben annen Ayşe. Bir gün sana kavuşacağım.

Herkes yeniden duygulanmıştı.

Çiftliğin hanımı bir kez daha pişmanlık dolu bir sesle geçekleri anlattı ve onlara hiç ayrılmamak üzere kendisi ile çiftliğe gelmelerini teklif etti.

Kısa bir sessizliğin ardından bu teklif herkes tarafından kabul edildi. Ayşe kadının yıllardır içindeki acı işte buydu. Ama o acı yıllar sonra mutlu bir şekilde sonlanmıştı.

            SON!

Bu haber 35 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Küçük Şair ve Yazarlar

BAYRAK-Eylül AKDAĞ

BAYRAK-Eylül AKDAĞ Bayrak şiiri BAYRAK Dalgalan bayrağım dalgalan Hep senin adınla uyandım

GÜZEL İNSAN MUHAMMED

GÜZEL İNSAN MUHAMMED Mustafa Sencer UÇAR, yazdı.
Bayram AKTAŞ Bayram AKTAŞ
KENDİNE İYİ BAK
Arzu METLİ Arzu METLİ
İNSAN ÇEKER
Halil MANUŞ Halil MANUŞ
EĞİTMEK Mİ ÖĞRETMEK Mİ?
Ozan ERBABİ Ozan ERBABİ
MUSTAFA KEMAL’İM
Bekir ÜNVER Bekir ÜNVER
YİNE HAZAN, YİNE HÜZÜN
Mustafa BATMAN Mustafa BATMAN
GÖZLERİ PERİ BİR DENİZ KIZI
Mahmut ÇAĞATAY Mahmut ÇAĞATAY
BİN OLURUZ
Gazi KARABULUT Gazi KARABULUT
ÖZLÜYORUM
Mustafa METLİ Mustafa METLİ
YOKSUN
Mesut YAZANEL Mesut YAZANEL
BİRAZ DA ARABESK
Erhan EROĞLU Erhan EROĞLU
NİĞDE KALESİ AHMEDEK BÖLÜMÜ
ESAT HALAÇOĞLU ESAT HALAÇOĞLU
ANNEMİN ARDINDAN
İhsan UĞRAŞ İhsan UĞRAŞ
BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZDA
Aydın UZKAN Aydın UZKAN
LÂL CERİHALAR
Veli HAYTA Veli HAYTA
''NE OLURSAN OL GEL'' EĞİTİM ŞART
Bestami NAR Bestami NAR
BAHAR GELDİ Mİ ?
Mehmet KESKİN Mehmet KESKİN
YOK..
A. TEMİR A. TEMİR
Gerçek Kahramanlara Mektuplar
Aydın ORHAN Aydın ORHAN
öYLECE
Yunus KIZIL Yunus  KIZIL
GÜNEŞ NE ZAMAN DOĞACAK?
Özcan CANPOLAT Özcan CANPOLAT
MUHAYYELAT
Hilal ÇAPKINER Hilal ÇAPKINER
ÖTE...
İbrahim YILMAZ İbrahim YILMAZ
MUHALİF RÜZGAR
Ümit SİVRİKAYA Ümit SİVRİKAYA
FUTBOL TERÖRÜ
Bekir ÇINAR Bekir ÇINAR
DOĞRU KONUŞALIM DOĞRU YAZALIM
Birgül UZUN Birgül UZUN
UZAKLARDAKİ ZEYTİN AĞACI
Osman DEMİRTAŞ Osman DEMİRTAŞ
Bakıp da Göremediklerimiz

YAZAN-EL EDEBİYATA DAİR - Edebiyata ve Sanata Dair Ne Varsa Bu sitedeki eserler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır.
RSS | Yazar İçin | Yazarlık

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi