Yazanel Edebiyat
ANASAYFA FORUM FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

TÜRKÇESİ VARKEN

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

BABAM PORTAKAL GETİRDİ-Numan KURT

BABAM PORTAKAL GETİRDİ-Numan KURT

Tarih 27.Ağustos.2015, 23:12 Editör editör

Bu hikâyeler de benden sana hatıra olsun. Hep şuna inanırım ben: “Türkü söyleyenler iyi insanlardır. Kötülerin türküsü olmaz. “

“Ali,” dedi öğretmeni “çok ilginç bir hayatın var. Yaşadıklarını parça bölük bana yaz; ben , anlattıklarını hikâyeleştireceğim. Hani senin bir türkünü dinlemiştim, ağlamaklı olmuş ve sana , seni anlatan birkaç dize yazmıştım ya! Bu hikâyeler de benden sana hatıra olsun. Hep şuna inanırım ben: “Türkü söyleyenler iyi insanlardır. Kötülerin türküsü olmaz. “
Ali, ortaokul yıllarından sonra hiç görmediği öğretmenini kırmadı. Demiş ya ünlü bir yazarımız “Hikâye mi arıyorsun, çal şu kapılardan birini, o kapıların ardında ne hikâyeler var.” Ben de uydum o yazarımızın sözüne çaldım uzak bir ülkede yaşayan Ali'nin kapısını. O anlattı, ben yazdım.



BABAM PORTAKAL GETİRDİ

  Kerpiçten yapılmış, iki oda bir aralıktan (mabeyin) oluşmuş, üstü kara örtülü evlerinin serpeneğine çıktı  Ali. Hafiften kar yağıyordu. Kar taneleri yönünü bulamayan sarhoşlar gibi sağa sola  düşüyordu. “Ahh, “ dedi Ali, “şöyle lapa lapa yağsa da ben de üstünde yatıp yuvarlansam, soğukkuyu ayakkabılarımı giyip karın üzerine traktör lastiğinin izlerini çıkararak yürüsem…”
Bu hayallerle dışarıyı seyrederken karşı evin kapısında amcasının oğlunu gördü. Günlerden neydi, bunun o yaşta farkında değildi; ama biraz önce köye korna çalarak giren köyün tek minibüsünün sesinden Mucur’un pazarı olduğunu anlamıştı. Amcaoğlu karşıda iştahla, suyunu akıtarak portakal yediğine göre amcası pazardan gelmiş, portakalı da o almış olmalıydı. İçini çekti Ali. Şimdi kendisi de böyle ona göstererek portakal yese ne vardı?
 “Nerdesin babam?” dedi Ali, “şimdi gelsen de Mucur pazarına gidip bize portakal getirsen…”
Babasının nerede olduğunu iyi biliyordu Ali. Biliyordu da yakın köylerde sıvacılıkla ekmeğini kazanan babası eve ne zaman gelirdi?
  Onu, “Kara gözlü Ali’m!” diye seven babası yoksuldu. Dedesi ölünce babasıyla üvey olan kardeşleri malı mülkü alıp başka yere göçmüşlerdi. Çoluk çocuğuyla, Fadime’siyle cascavlak kalmıştı köyde Hakkı. Kalmıştı kalmasına da kolunda sıvacılık gibi altın bileziği vardı. Altında velesbiti (bisiklet), hangi köyde sıva işi varsa koşardı. Hava soğumuştu, henüz kar da yağmadığı için Hacı Mehmetlerin Hakkı velesbitiyle yine sıva için yakın bir köye gitmişti. Kar, ilk defa bugün atıştırmaya başlamıştı.
  Ali, portakal yiyebilmenin hayaliyle kapıda amcasının oğluna bakarken duası kabul oldu sanki. Babası, o hayatta en sevdiği adam, kahramanı velesbitiyle  kapının önüne geliverdi.
Bıyıkları, velesbiti sürerken nefesinin buharıyla buz tutmuş elleri soğuktan kızarmıştı.
  -Soğukta ne bekliyorsun oğlum, anan ev de mi?
  -Evde baba. Sen niye erken geldin?
   -Kar başladı, artarsa gelemem diye korktum; ama şimdi kesildi.
  -Baba!
  -Söyle Ali’m, dilinin altında bir şey var.
  -Baba, Mucur’dan yana bir portakal kokusu geliyor burnuma. Sana da geliyor mu?
  -Kerata, portakal istemenin yolunu nasıl da bilir. Alırız bakalım.
  Bisikleti duvarın dibine bırakıp karşıya bakınca kapılarını önüne çömelmiş yeğenini gördü babam. Önünde portakal kabukları vardı. Şöyle bir durakladı, Ali’ye sevgiyle baktı. Birden velesbitine bindi, “Ben, akşama gelirim, anana söyle, haydi sen de soğukta durma, gir içeri!” dedi. Evin köşesinden dönüp kayboldu.
  Ali, “Babam, böyle birden nereye gitti?” diye meraklandı; ama nedense içindi de bir sevinç kapladı.
…………………………..

-Selamünaleyküm Hacı Mustafa!
-Ooo Hakkı sen misin, aleykümselam, hayırdır, pazar dağılacak sen pazara geldin.
-Sorma, aslında çok yorgunum, sıvadan gelim eve. Bizim oğlan amcasının oğlunun portakal yediğini görmüş. Yeğen de suyunu akıtarak, göstererek kapının önünde yemiş. Eve gelince o yaşta öyle bir söz söyledi ki dayanamadım geldim.
  -Ne dedi senin oğlan?
  -Yaşın, boyuna bakmadan “Baba, Mucur tarafından portakal kokusu geliyor.” dedi.
  -Vay kerata, büyümüş, küçülmüş demek ki…
  -Sen olsan dayanır mısın, ben de bu yorgunluğumla, yoksulluğumla atladım geldim velesbite. Hele sen şunun arkasına küçük çuvalla portakal sar.
  Portakal çuvalını velesbitin arkasına sıkı sıkı sardı Hacı Mustafa. Hakkı’yı çok severdi, asker arkadaşıydılar. Şu Hakkı’nın oğlanın esprili sözlerle portakal isteyişi de hoşuna gitmişti.
  Hakkı, gözlerini kaçırarak Hacı Mustafa’ya:
  -Parasını, sıva parasını alınca getireceğim, olur mu?
   -Haydi, şu çuvalı al da git, senden para isteyen mi var?
…………………

Ali, kardeşleri, anası merakla bekliyorlardı evin direğini. Kar, iki atıştırmış kesilmişti ya hava soğuktu. Velesbitle bu adam nereye gitmişti öyle aniden? 
  -Sana söylemedi mi oğlum, insan sormaz mı , “Baba nereye gidiyorsun?” diye…
  -Yok ana, amcamın oğlunu portakal yerken görünce “Baba, Mucur  tarafından portakal kokusu geliyor.” diye şaka yapmıştım. Ondan sonra atladı gitti velesbite.
  Hepsi yine sessizlik içinde, lambanın körsen ışığının aydınlattığı odada beklemeye başladılar babalarını.
   Çok bekletmedi babaları onları. Dış kapı, sonra da oda kapısı açıldı. Hakkı, kucağında portakal çuvalı odanın ortasına çöktü, Şöyle bir Ali’ye, diğer çocuklarına baktı:
  -Fadime, çocuklar doyasıya yesinler portakalları, sen de ye!
  Sıvacı Hakkı, ince ince kırk belikli Fadime ve çocuklar mutluydular, sobada çıtır çıtır ayçiçeği sapıyla tezek yanarken. En çok da Ali mutluydu. Babasına hayranlıkla bakarken, “Yemeyeceğim işte, şimdi yemeyeceğim portakalı. Sabah kapının önünde amcamın oğlunun karşısına geçip yiyeceğim.” diye geçirdi içinden.
………………………….

Öyle kucaklarına alıp hoplatmazlardı
Sekiz köşe kasketli babalarımız
Bizi
Saçlarımız da okşanmazdı
Yanlarında
Ayağımızı uzatamasak da
Severdik biz onları
Evimize ekmek getiren
Horantanın direği
Dayandığımız dağ
Analarımızın alın terli herifiydi
Onlar
Sevgimizde hep yaşadılar
Yaşayacaklar

Bu haber 3 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Hikayeye Dair

“Yaşanmış Hikâyelerde Değerler” On Değerli Hikaye Çıktı

“Yaşanmış Hikâyelerde Değerler” On Değerli Hikaye Çıktı Eğitimci yazar Gazi Karabulut'tan 10 güzel değerler eğitimi hikayesi Berikan yayınlarından çıktı.

KELEBEĞİN AŞKI

KELEBEĞİN AŞKI Ülkü DUYSAK,yazdı.
Arzu METLİ Arzu METLİ
İNSAN ÇEKER
Halil MANUŞ Halil MANUŞ
EĞİTMEK Mİ ÖĞRETMEK Mİ?
Ozan ERBABİ Ozan ERBABİ
MUSTAFA KEMAL’İM
Bayram AKTAŞ Bayram AKTAŞ
İNSANIN KIYMETİ
Bekir ÜNVER Bekir ÜNVER
YİNE HAZAN, YİNE HÜZÜN
Mustafa BATMAN Mustafa BATMAN
GÖZLERİ PERİ BİR DENİZ KIZI
Mahmut ÇAĞATAY Mahmut ÇAĞATAY
BİN OLURUZ
Gazi KARABULUT Gazi KARABULUT
ÖZLÜYORUM
Mustafa METLİ Mustafa METLİ
YOKSUN
Mesut YAZANEL Mesut YAZANEL
BİRAZ DA ARABESK
Erhan EROĞLU Erhan EROĞLU
NİĞDE KALESİ AHMEDEK BÖLÜMÜ
ESAT HALAÇOĞLU ESAT HALAÇOĞLU
ANNEMİN ARDINDAN
İhsan UĞRAŞ İhsan UĞRAŞ
BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZDA
Aydın UZKAN Aydın UZKAN
LÂL CERİHALAR
Veli HAYTA Veli HAYTA
''NE OLURSAN OL GEL'' EĞİTİM ŞART
Bestami NAR Bestami NAR
BAHAR GELDİ Mİ ?
Mehmet KESKİN Mehmet KESKİN
YOK..
A. TEMİR A. TEMİR
Gerçek Kahramanlara Mektuplar
Aydın ORHAN Aydın ORHAN
öYLECE
Yunus KIZIL Yunus  KIZIL
GÜNEŞ NE ZAMAN DOĞACAK?
Özcan CANPOLAT Özcan CANPOLAT
MUHAYYELAT
Hilal ÇAPKINER Hilal ÇAPKINER
ÖTE...
İbrahim YILMAZ İbrahim YILMAZ
MUHALİF RÜZGAR
Ümit SİVRİKAYA Ümit SİVRİKAYA
FUTBOL TERÖRÜ
Bekir ÇINAR Bekir ÇINAR
DOĞRU KONUŞALIM DOĞRU YAZALIM
Birgül UZUN Birgül UZUN
UZAKLARDAKİ ZEYTİN AĞACI
Osman DEMİRTAŞ Osman DEMİRTAŞ
Bakıp da Göremediklerimiz

YAZAN-EL EDEBİYATA DAİR - Edebiyata ve Sanata Dair Ne Varsa Bu sitedeki eserler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır.
RSS | Yazar İçin | Yazarlık

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi